Yeniden İhtiyacımız olan Osmanlı Bilinci İçin / bir uyanış..




« Önceki | Sonraki »

10/10/2005

OSMANLI BİZANS KİLİSESİNİ KURTARDI

İşte Osmanlı Türkleri bu din-devlet bataklığına ayrı bir din-devlet görüşü ile daldılar. Anadolulu ve Balkanlara yeni bir din-devlet rejimi getirdiler. Bundan en çok yaralanan aşağıda değineceğimiz nedenlerle Ortodoks Kilisesi’nin kendisi oldu. Genel bir çöküntü halinde iken Osmanlı idaresi onu yok olmaktan kurtardı. Osmanlıların temsil ettiği ve devletçe çok dinliliği kabul eden Türk geleneği Ortodoks dinini ve kilisesini tarihe karışmaktan kurtardı...

Ortodoks Kilisesi zaten bir devlete bağlı olarak yaşamaya alışıktı. Şimdi Osmanlı devletinin kanadı altında yaşamak onun için çok zor değildi. Fatih İstanbul’u alınca Hıristiyan dünyasının genel sanısının tersine, Ortodoks Kilisesi’nde bir din adamının eline evrensel (ekümenlik) patriklik asasını tutuşturduğu zaman, papazlar kim bilir ne kadar sevinmişlerdi. Türklerin getirdiği yeni rejimin, kiliselerini Hıristiyanlık dünyasında düştüğü aciz durumdan kurtaracağını, hatta ona yeni bir kuvvet ve genişleme devri açacağını da belki içlerinde sezenler olmuştu.

Yok olmaktan kurtulan Ortodoks Hıristiyanlığına yeni Türk rejimi evvelce elinde bulunmayan iki yeni kudret kazandırdı. Bir defa Ortodoks Kilisesi’ne devletten ayrı bir otonomi verdi. İkincisi İstanbul Kilisesi’ni bütün Ortodoks Kiliselerinin üzerine çıkardı. O zamana kadar İstanbul Kilisesi’nin böyle bir üstünlüğü yoktu. Bizans’ta merkezleşme devlet kudretinin temsilcisi olan imparatorda toplandığından, batıdaki Roma Kilisesi’nin en üstün ruhani hükümdarlığı elinde toplaması gibi bir merkezleşme Bizans’ta olmamıştı. İstanbul Patrikliği bir çok ve hatta bazen birbirlerine rakip patrikliklerden biri olarak kalmıştı. Şimdi Türkler bu patrikliği bir ekümenik, yani evrensel patriklik mertebesine çıkarmışlardı.

Durumu bu şekilde verdikten sonra Osmanlılar, sonraları altından çok işler çıkacak olan bir işi daha yaptılar. Osmanlı hükmü altındaki Ortodoks Hıristiyanlarını, hangi kavimden olduklarına bakılmaksızın, Rum Milleti adı altında tek bir kategori sayıp hepsini ekümenik patrikliğin ruhani idaresi altına soktular. Bir adım daha atarak, yer yer Ortodoks cemaatlerinin psikoposlarına Milletbaşı (Etnarklık) vasfını verdiler. Zamanla bunlar birer teokrasi idaresi haline gelmeye başladı ve Yunan milliyetçiliği bu teokrasilerin rahminden dünyaya geldi. Bugün bile Kıbrıs’taki Makarios teokrasisi bu usulün bir mirasıdır.

Eğer bugün dünyada kendini evrensel Roma papalığına ayar gören bir ekümenik Ortodoks patrikliği diye bir şey varsa, onun mensupları bunu Osmanlı rejimine borçludurlar. Yoksa, Katoliklik, daha sonraki Protestanlık ve çeşitli Heretik hareketler karşısında Ortodoksluk ya tarihe karışmış veya bir kenara sığınmış sıradan bir Heretik sekt haline haline gelmiş olacaktı. Kısacası bugün medeniyet çığlıkları atan Avrupa karanlık bir çağ yaşarken ve din – mezhep savaşları yaşanırken, kıtalara hükmeden Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde din konusunda hiçbir baskı yapmayıp İslamiyetin hoşgörüsü ile bütün dinlere kucak açması, dinde özgürlük yaratması, Fatih’in İstanbul’u aldıktan sonra Bizans oyunlarına bir son vermek ve dünyada ki bütün Ortodoksları kendi eli altında tutmak istediği için Patrikhaneye tanımış olduğu özerklikler Ortodoks Bizans Kilisesi’nin tarihe gömülmesine engel olmuştur...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Blogcu ile yapıldı